Ailemizin ferdi, Bugaboo’muz

Boracık sanırım 2 aylıktı, her yol koşuluna dayanıklı bir araba alma isteğim. Bir kaç bebek mağazası gezdikten sonra, kararımı vermiştim bile; Bugaboo Camelon olmalıydı.

Kararı vermesi kolay olmasına kolaydı da, satın alma kararını almak ve babamızı ikna etmek çok kolay değildi. Nedeni de hepimizin tahmin edebileceği gibi tamamen duygusaldı.

Allem ettim, kallem ettim, pazarlıklar yaptım, nakit dedim. Sonunda Kırmızı tenteli, siyah tabanlı, koca lastikli ve de serçe parmağı ile bile kullanabildiğimiz Bugaboo’muza kavuştuk. Ama yetinmedim, kışın üşümesin miniğim diye orjinal battaniyesini (footmuff), birlikte gezerken ben de kahvemi içerim diye ilave aksesuarını ve de yazın oğlum terlemesin diye yazlık tentesini aldım.

Çok zamanımız geçti Bugaboo ile, dergilere çıktık (ki bu blogda bir yerlerde olmalı) sahilde uyuduk, ormanda yürüdük, Barcelona, Zagrep ve Siplit’i gezdik. Tabii ki Saros, İzmir, Datça ve Bodrum havaları da aldık. Ne Polenezköy ormanları, ne adalar modalar eksik kaldı.

Bir zaman sevgili Aslı söylemişti, Siz 4 kişilik bir ailesiniz diye, hakikaten ailemizin bir ferdi olarak baktık hep ona.

Ama artık veda zamanı. Artık oğlum büyüdü ve ürünü depolayıp hatıra olarak saklama fikrime eşim hiç sıcak bakmıyor.

Bugaboo’muza yeni bir aile arıyoruz.

Detaylar: http://www.sahibinden.com/ilan/alisveris-bebek-tasima-dogumdan-4-yasa-kadar-her-turlu-yola-uygun-kirmizi-siyah-bugaboo-141122843/detay/

Bugaboo

Reklamlar

Dil gelişiminde gelinen son nokta!

Bloğu tutmaya başladığım günden beri, minnoşumun farklı gelişim alanlarından bahsettiğim tam 101 yazı geride kaldı. Bir istatistik tutmadım ama sanırım en çok yazdığım konu “dil gelişimi” oldu. Bir çocuğun fiziksel gelişimini izlemek çok keyifli ama dil gelişimine tanıklık etmek çok daha etkileyici. Bazı günler elimde ses kaydedici ile dolaşmadığıma çok pişman oluyorum, her bir yorumu birbirinden deyim yerindeyse “bomba”. Farkındaysanız artık cümle demiyorum hakikaten her bir duruma büyük adamlar gibi yorum yapabiliyor kendisi.

Son bir ayda hangi durumlarda ne yorumlarda bulundu? Kısaca anımsamam gerekirse:

Tankut Dedesi ertesi gün İzmir’e büyük dedeye gidecekti. Arayıp iyi yolculuklar dileyeyim dedim. Babama ilk cümlesi:

Yaa, bugün hiç konuşamadık seninle!

Dışardan geldik ve kendisine ayakkabılarını çıkarmasını söyledim. Aldığım yanıt:

Anneciğim, ayakkabımı açabiliyorum ama ne yazık ki çıkaramıyorum!

Yeni crocs terlik aldım, kreşte giymesi için. Ama doğru numarayı aldığımdan pek de emin değildim. Denemesi için eline verdim. Ayağına giydikten sonra:

Annecim bayıldım! Tam da bana göreymiş!

Hangisi?

Picture2

Demin anlattım ya babacımmm

Bugüne dair bir anektod da baba ile aslan parçası arasında;

Baba eve geldiğinde mutfakta yemeklerinin sonundadır aslan parçası ve annesi. Hoş geldin seromonisi sonrasında aşağıdaki konuşma vuku bulur:

Baba: Oğlum nasılsın? Neler yaptın bugün anlat bakalım…

Fantazi dünyası geniş aslan parçası 17.5 derecelik gri ama kuru İstanbul havasına rağmen başlar anlatmaya;

Bora: Kar yağmıştı üstüme. O yüzden şemsiyeyi aldım. Hooop açtım. Açınca kar üstüme yağmadı. Hop hop hop şemsiyenin üstüne yağdı.

Baba: Oğlum sen bugün nereye gittin de böyle kar yağdı?

Standart vevap gelir afacandan:

Bora: Parkaaa.

Son 20 dakikadır oturduğu mama sandalyesinden kurtulmak için babacım seni çok özledim beni al kucağına diye miyavlamaya başlayan  oğlunu biraz daha orada tutmak için baba son bir top çevirme girişiminde bulunur;

Baba: Oğlum kar yağdı demek, sen ne yaptın kar yağınca?

Bora: Ee anlattım ya demin onu babacımmm. Al beni kucağına…!

Baba tabiiki alamaz afacanı kucağına, o sırada kahkahalara boğulmuştur çünkü…:)

 

 

Dikkat dikkat, kemerlerinizi bağlayın

Haftasonu kargaşası ve telaşından sonra bir de yoğun pazartesi gündemini tamamlayan anne, haftalık sebze alışverişini yapar ve bitap şekilde eve gelir. Ama ne geliştir! Bir omuzda laptop çantası ve kendi çantası, diğer elde migros torbaları. Müthiş bir hafta başlangıcı diye düşünür. Daha haftanın ilk günü itibariyle pili bitmiştir. Eve gelip huzur bulabilecek midir acaba?

2,5 yaşındaki afacanın ise enerjisi tamdır. Hatta piller gereğinden de fazla doludur.

Afacan minnoş, bir koltuğa oturmuş annesinin üzerine tırmanır ve annesinin göbeğinin üzerine oturur, zıplamaya başlar. Dur oğlum yapma oğlum diye inleyen anne başına gelecekleri az çok tahmin eder; oğlu ya araba kullanıyordur ya da ata biniyordur!

Ama o da ne! Bu sefer afacanın söylediklerini ilk defa işitmektedir:

Dikkat dikkat, uçağımıza hoşgeldiniz. Kemerlerinizi bağlayın, kalkacağız (kalkıcaz) birazdan. Uçakta giderken kemerleri bağlamak gerekir.

Anne oldukça şaşırır ama bozuntuya vermez. Kolunu oğlunun göbeğinden geçirir ve kemerler bağlandı haydi kalksın uçak der.

Afacan, “anne uçak nasıl kullanılır” diye sorunca anne oğlunun fantazi sınırlarını keşfetmek adına “sen tarif et, ben bilmiyorum” der. Bunun üzerine afacan başının sıkıştığını anlar ve:

“ooo bu uçağı kullanamam pili bitmiş, kalkamaz”

der ve kendini güvenli sulara yani bildiği oyuncaklara atmak üzere harekete geçer.

Hep bu kadar kolay olsa…

22 Ocak

Bugün günlerden masal okuma günü. Bakmayın böyle dediğime, aslında her akşam var bu ritüelimiz. Seviyoruz masallar aleminde gezinmeyi, herşeyi tam olarak anlamasak da henüz…

Bu akşam masalımız bitince, alışılageldiği üzere oğlumu öpüp, ışığı kapatmaya hazırlanıyordum ki;

Ben kitap okuycam anneeee

diyen sesiyle durdum. Elimdeki masal kitabını ona uzattım ve ekledim:

-Oğlum masalını okuman bitince haber ver, ışığını kapatayım

Bir süre masal kitabını Panda Ali ve Kedi Naciye’ye okuyan oğlum, yatağının trabzanlarından masaya doğru uzanıp masal kitabını koydu ve yatağının yanındaki yerden aydınlatmayı kendi kendine kapatıp seslendi:

-Anneee, benim işim bittiii, iyi gecelerrrr

Keşke herşey hep bu kadar kolay olsa:)

Hey man! Happy New Year!

1. 472