4. nesil

Ekim ayının sonlarına geliyoruz. Meleğim 2 aylık oldu bile. Zaman su gibi akıp gidiyor…

Gürkan’ın da işlerini ayarlaması sonucu, kendimizi İzmir yollarında buluyoruz. Jetta’da yine adım atacak yer yok. Bavullara ilave olarak bir de minik ısıtıcıyı sığdırdık araca. Allahtan yer kalmadı da, Bora’nın yatak şiltesini de almadık yanımıza…

Bora yolculuk boyunca uyuyor. Neredeyse ben uyandırmasam, beslenmek bile istemeyecek. İlk ay kimsenin yanında emziremeyen çünkü bundan utanan ben, kamyonların cirit attığı devlet karayollarının üstünde oğlumu besliyorum.

Biraz oyalanarak, biraz keyif yaparak, Bora’yı da üzmemeye çalışarak akşam saatlerinde İzmir’e varıyoruz. Eve ulaşmamıza en fazla 45 dakika var.

Çok heyecanlı ve bir o kadar da meraktayım. Acaba dedem ve Bora anlaşabilecekler mi? Dedem, Bora’yı görünce ne yapacak? Ne diyecek?

Tüm bu soruların cevaplarını akşam geç saatlerde alıyoruz. Çok büyük bir mutluluk anı. 9o’lı yaşlarını süren dedem ile, daha ilk aylarındaki oğlumun tanışması.

Bora olanları farkında mı bilmiyorum, ama algı seviyesi belirli bir noktaya geldiğinde ilk yapacağım işlerden biri resimlerle o günleri anlatmak olacak.

Dedem ise çok çok mutlu. Torunun çocuğu ile konuşmak, gülmek ona farklı bir enerji ve güç veriyor sanki!

Vedalaşırken, seneye bu zamanlarda el ele tutuşup yürüme sözü veriyorlar birbirlerine.
 

En az Michelangelo’nun tablosu kadar etkileyici,
öyle değil mi?
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: