Ve Bora dansöz oynattı…

Günlerden 15 Aralık, bir Çarşamba akşamı. Enis Boracığım ve ben hazırız, babamız gelince lokantaya doğru yola çıkacağız. Hepimiz ilk defa gidiyoruz bu lokantaya. Özellikle manzarası ile ünlü bu lokanta için “çok nezih, bebişle rahatlıkla gelebilirsiniz” diyen annemlerin arkadaşları ile kocaman bir grup olacağız.

Saat 20:30 gibi lokantanın kapısından ancak girebiliyoruz ki, deli gibi yüksek bir müzik sesi kulaklarımızın canını yakıyor. O da ne? Canlı fasıl var! Gördüklerimize ve duyduklarımıza inanamıyoruz. Bangır bangır zurna sesi ve 4 aylık bir bebek 3 metre ara ile oturuyor. Gürkan ile sürekli gözgöze geliyoruz “ne yaptık” biz gibilerinden. Neyse ki minik meleğimiz yorgunlukla tatlı bir uykuya geçiyor, kulağında bülbülün çilesi…

Miniğimizin uykusu sayesinde biz de enfes yemeklerimizi manzaraya doya doya yiyoruz. Zaman su gibi akıp geçiyor, meleğim uyanıyor. Artık onun için mama saati gelmiş bile. Oğlu ile bir şeyleri paylaşma şansını bulan babası hemen bibronu ısıtıyor ve Boracığı yumuşakça kucağına oturtuyor. Bora ise bir yandan etrafındaki kişileri süzüyor bir yandan da babasının verdiği biberondaki sütü reddetmeli mi yoksa içmeli mi kararsızlığını yaşıyor.

İşte ne olduysa o anda oldu…Nereden çıktığını bilmediğimiz dansöz, bizim masaya doğru ilerleyip tam önümüzde durup başladı raksa. Bir sağa bir sola, hooop yandan. Biraz saçları, biraz kalçayı biraz da göğüsleri salladı. Her hareketinde ağır parfüm kokusu geldi burnumuza, bastırdı alkolün kokusunu…

Bir anda irkildim ve kendime geldim. Ayol ben tazecik bir anneyim ve minik meleğim yanımda. İçkili ve fasıllı bir lokantadayız ve masamızda dönsöz var…Güleyim mi ağlayayım mı bilemediğim an işte o andır. Eşimin kucağında 4 aylık Bora, biberondaki süt ile oynarken önünde de dansöz tüm seksiliği ile dansediyor. Tahmin edileceği üzere yeşiller içindeki dansözden gözünü alamayan sadece eşim değil … Bora’nın daha yeni yeni insanları takip ettiği dönem için harika bir egzersiz olduğunu kabul etmek lazım. Ama yine de biraz aşırı oldu sanki, ne dersiniz?

Yanarım, yanarım, o akşam o anı görüntüleyemediğime yanarım…

Not: Bu arada Enis Bora Bey’in, dansözü izlerken, farkında olmadan sütün tamamını bir çırpıda bitiriverdiğini de söylemeden geçmeyeyim…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: