İz bırakan 2 cümle!

Geçen sene bu zamanlar bir akşam iş çıkışı, ofisten bir arkadaş ile Ortaköy’deki bir cafe’de oturmuş Alman misafirimizi bekliyoruz. Akşam serinliği insanı üşütmeyecek ama dinç tutacak cinsten. İş arkadaşım genel olarak pek konuşkan değildir. Ağzından ya kerpetenle laf alırsınız ya da bir mimik ya da jest ile geçiştirir. Ortam hafiften gergin. Konuşmak istiyorum ama alamayacağım yanıttan korkuyorum. Sağa-sola ve önümde duran bardağa bakarak zamanın en azından benim için geçmeyeceği de aşikar.

O an aklıma geliyor ve kendimi sorarken buluyorum: “Çocuk sahibi olmak nasıl bir şey?”  Bu soru, o ara 4-5 aylık hamile olduğum için mi yoksa sadece konu açmak için mi ağzımdan çıktı hiç bilmiyorum. Cevabını o an için gerçekten merak ettiğimi bile sanmıyorum aslında.

Cevap ışık hızıyla geliyor: “Onun için öl deseler, biran tereddüt etmezsin.” Cümleyi duydum, ama algılamam birkaç saniyemi aldı. Ama gerçekten algıladım mı bu cümleyi? Altında yatan anlamları? Cevabını bugün verebiliyorum: HAYIR!

Sanırım o akşam, hiç beklemediğim birinden böyle bir cümle gelmesinden etkilendim. Ama gerçekten içimde hissetmemişim. Geçen hafta aynı arkadaşımla sohbet ederken bu anı hatırladık. Bu sefer aynı cümleyi duyunca içimden haykırdım: Evet, aynen böyle, biran için tereddüt etmezsin! Düşünmezsin bile! Ne gerekiyorsa yaparsın. O varlığın kılına zarar gelecek olsa, tehlikenin karşısında kurt olmayacak anne-baba var mıdır? Yoktur!

~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~

Defne J.’u ilk zamanlarından beri izlerdim. Çok enerjik ve sempatik bulurdum. Böyle kişiler bana hep canlılık vermiştir, motive etmiştir. Televizyon kanallarında gezinirken ne zaman onu görsem, her seferinde bir süre o programı izlemişimdir, illaki de bir gülümseme oturmuştur yüzüme…

Ani ölümü seveni sevmeyeni herkesi şok etti. Daha 2 gün önce yarışmada izlemiştim onu. Her ünlünün vefatının arkasından olduğu gibi, kendisiyle yapılan röp0rtajlar gün yüzüne çıktı yeniden. İşte röportajlardan birinde sormuşlar Defne’ye: “oğlunun ne olmasını istersin?”

Çok sıradan bir soru değil mi? Sorulmasa da her anne – baba, aklının bir köşesinden geçirir muhakkak ki. Tabii ki başta sağlık temenni edilir, sonra da bir meslek. Bu meslek seçimi ya kendi işimizin devamıdır, ya çok para getireceğini düşündüğümüz bir iştir, ya saygınlığı vardır, ya da çalışma saatleri çok zorlayıcı değildir…

Defne’nin işte bu sıradan soruya verdiği cevap oldukça sıradışı. Aslında tam tersi çok sıradan olması gerekirken belki de: Oğlumun mutlu olmasını isterim.!

O kadar güzel bir temenni ki, o kadar doğal, içten, en başta olması gereken. Sevgili Defne, yanıtını çalıyorum ve ben de Enis Boram’ın MUTLU OLMASINI istiyorum gönülden ve bu yolda ne yapmak gerekirse baban ve ben hazırız oğlum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: