8. ay kontrolümüz

Hani bu doktor muayeneleri azalacaktı? İlk 6 ay her ay gidilecekti ama sonrasında 2 ayda bire düşecekti. Doktorumuzun pinpirikli yaklaşımından mıdır nedir, her ay düzenli çağrılıyoruz. O çağırıyor da ben çaktırmadan randevü aralarını 45 güne çıkardım. Neden mi? Her seferinde kilo ile ilgili ölçümlerde geriliyorum. Belki ilave 15 gün 50 gr fark yaratır diye ümid ediyorum.

Her muayene öncesi, kendi kendimle konuşuyor ve telkinde bulunuyorum:,

    • Görünen köy kılavuz istemez, düşük kilolu bir çocuk bu! Hiç heveslenme sana ağır geliyor diye, durumu kabul et!
    • 1 gün içinde yemesi gerekeni ancak 1,5 günde bitirebiliyor.
    • Zaten sen de böyleymişsin, hiç yemezmişsin. Ancak üniversitede kilo almışsın, armut da haliyle dibine düşecek…

Peki bana söyler misiniz, muayene odasına girdiğimde iç-sesim nereye kayboluyor? Kim susturuyor onu??? Peki iç-sesim susarken, kalp atışım yan odadan duyulmasına ne diyeceksiniz?. O sihirli an geldiğinde yani oğlum çırılçıplak tartının üstüne oturduğunda, kalp atışlarım öyle hızlanıyor ki tarifi imkansız. Ekranda görünen rakama kilitleniyorum. Sonra da hemen hesap yapıyorum. Bir önceki muayenedeki sonuca göre fark ne kadar olmuş? Sonra da bir hüzün çöküyor gene…Fark 200-300 gr. arasında değişiyor. Tüysiklet oğlum hiç kilo alamamış oluyor her zamanki gibi.

 8. ay kontrolümüzde farklı davranacağıma söz verdim. Oğlumun bekleme salonunda oyuncakları artık farkedip oynamaya başlamasını izledim şaşkınlıkla. Daha önceki dönemlerde oyuncaklara sadece bakardı ama pek ilgisini çekmezdi doğrusu…

Çok beklemeden adımızı duydum ve gene bir sıcak basması hissettim yüzümde. Doktorumuz içeri girer girmez heyecanla ve gerginlikle başladım motor gibi konuşmaya:

“Bana az kilo almış demeyin lütfen. Şunu bunu yedirin de demeyin. Yemiyor bu çocuk. Bildiğim/bilmediğim her yolu denedim. Sonuca ulaşamadım. Artık pes ettim…”

Aslında daha da konuşacaktım ki, doktorumuz gülümseyerek lafa girdi: Hastalanmıyorsa sorun yok!

Sanırım kendisinden böyle bir yorum beklemediğim için, bu sözlerin üzerine nasıl rahatladığımı tarif edemem. Ne var yani, Enis Bora’nın kilosu 25%’lik dilimde ise. Yani 100 çocuğun kilosunu ölçseler en zayıflar arasında 25. ancak olabiliyoruz…Önemli olan sağlık değil mi?

Muayenede ilave test istenmeyip, motor ve fiziksel gelişimi ile ilgili de herşeyin ayına göre uygun olduğunu öğrenince, günü bağdat caddesi’ndeki bir café’de şarap ile tamamladım. Sonra mı ne oldu? şarap sonrası anne sütü alan meleğim 2,5 saat uyudu, biz de onu seyrederek uyanmasını bekledik bir başka café’de.

Reklamlar

Bir Yanıt

  1. Bence %25’de ve saglikli olmasi super bir durum. Bence Turkiye’de kadinlar bebek yapmayi ve emzirmeyi istediklerini yemek icin bir bahane olarak goruyor ve sisman bebeklerle dolu Turkiye. Bizim oglanlar zayif degil bence. Turkiye’de bebekler tombul diye dusunuyorum. Doktorun dedigi gibi, tum bebekler saglikli olsun da, gerisi onemli degil… Ancak kilolu bebek, ilerde seker hastaligi, fazla kilolar vs vs demek… Zayiflik ise sagliklilik. Mehmet Oz’un dedigi gibi, 100 yasinda kac sisman insan biliyorsunuz: 0… Opuyorum seni ve Bora’yi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: