Enis Bora’nın Tatil Güncesi

Tatilin en güzel yanı ne mi? Uzun zaman sonra Enis Bora’yı tekrar yaşayabilmek. Korkularını, sevinçlerini, sevdiklerini, sevmediklerini, yeni öğrendiklerini, herkesi ve her şeyi incelemesini…

Enis Boram henüz 4,5 aylıktı işe başladığımda. O güne kadar hep birlikteydik, ama işe başlamam ile birlikte her şey değişti sanki. Şimdiye dek haftada sadece 4 gün çalışıyor olsam da, geri kalan 3 günde meleğimi bu kadar yaşamamışım…

Nereden başlasam?

Öncelikle meleğim maalesef aşırı titiz. Alışık olduğu şeylerin dışında bir şey eline değdiği anda öncelikle 1-2 saniye bakıyor, bunu içten gelen bir irkilme takip ediyor ve en nihayetinde de çığlığı basıyor. İstediğiniz kadar anlatın o eline değen şeyin zararsız olduğunu…O kadar çok bağırıyor ve “böğürüyor” ki, sonunda kendi ruh ve kulak sağlığınız için talebi olan hijyeni sağlamak zorunda kalıyorsunuz. Tatilde bu durumun bolca örneklerini yaşadık:

Tüm anneler yapmış mıdır, bilemem. Ama benim en çok hayalini kurduğum, Enis Bora’nın kumla oynadığını seyredip, sonrasında kumlanan vücudunu denizde yıkamak ve biraz da oynamaktı. Ama gelin görün ki büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Minnoş, ayakları kuma değdiği gibi çığlığı bastı, nereye saldıracağını şaşırdı. Resmen yardım çığlıklarının satır aralarında  bana bir miktar sövdüğünü bile iddia edebilirim. Derhal kucağa alınan minnoş, kurulu oyuncak gibi çığlıklarını anında kesti ve bana 1-2 kötü bakış fırlattıktan sonra da yine etrafını incelemeye koyuldu.

Azimli anne olarak bu olaydan ders çıkarmak bir yana, kendisinin denizi çok seveceğinden emin olarak ileri bir hamle yaptım. Zaten minnoşum doğduğundan beri suyu çok sever. Bıraksanız saatlerce suda “çap çap çap” yapabilir…Ama o da ne! Korkunç bir çığlık ve gözyaşı. Bütün bunlar benim minnoşumdan geliyor olamaz değil mi? Su ve su sporlarına meraklı bir aileden, denizden korkan bir velet çıkmış olamaz değil mi? Ancak gerçekler sizin düşündüğünüzden çok farklı olabiliyor. Maalesef bu sahnenin kahramanı bizim boncuk. Üzüntü ve muz kabuğu…

Yine de yaşadıklarımdan ders almamış ve minnoşa yeni deneyimler yaşatmak üzere kolları sıvayan bendeniz soluğu çimenlerde aldık. Minnoşum incelemeyi seviyor ya, börtü böceklere bakar gibi bir hayalim vardı. Nitekim bütün bunlar da hayal olarak kaldı. Enis Bora’nın ayak parmak ucu çimene değdiği anda çığlığı bastı. Bu çığlığı büyük bir yaygara ve gözyaşı takip etti. Ben minnoşun alışacağını ümid ederek sabrederken, miniğim leylek gibi tek bacağının üstüne durup haykırışlarının dozajını arttırdı. Sonunda tek bacağına tüm ağılığını veren Bora’cığım tüysiklet kilosuna yenik düşüp, yere oturmak zorunda kaldı. Ancak bağırtıları o kadar çoğaldı ki, bu deneyden vazgeçip, miniğimi güvenli bir yere, anne kucağına davet ettim.

Peki tatilimiz böyle sonlandı mı diye soracak olursanız, mutlulukla kocaman bir hayır diyebilirim. Bir blogda okumuştum. Denizden korkan oğluna simit alan anne tatillerinin geri kalanında mutlu mesut denize girebilmiş. Aynı yöntemle Enis Bora da denize alıştı.Simide oturmayı uzun süre reddetti ama tatilin son günlerinde itiraz seviyesi en aza inmişti doğrusu. Simit içinde suya alışan minnoşu sonrasında ellerinden tutup yüzdürmek inanın çok keyifliydi. Üstelik inanmayacaksınız ama sadece bizim için değil, boncuğum için de:)

Uzun uğraşların ve terlik, bebe yağı şişesi, su şişesi gibi “oyuncakların” da yardımıyla Enis Bora kuma da alıştı. Tatilin bitmesine bir gün kala kendisi kumu tatmaya bile kalkıştı.

Çim olayını henüz aşamadık. Kim bilir belki çimler ayacıklarına batıyor. Belki de o kadar emek harcamadık apartman çocuğu miniğimin çimene alışmasına. Bir sonraki izin döneminde hedefimiz çimen:)

Son olarak tatilde Enis Bora’nın ilk defa yaptıklarına göz atarsak:

9 Temmuz Cumartesi; deniz ve kum ile tanışma ve nefret etme

10 Temmuz , yemeği görünce “mamma” deme

11 Temmuz Pazartesi, ilk defa lunaparka gidiş ve oyuncaklarla tanışma (Enis Bora’nın birşey anladığını sanmıyorum ama annesi çok eğlendi:))

11 Temmuz Pazartesi gecesi, Gelibolu’ndan Saros’a uzanan yolda otokoltuğu yerine anne kucağında kalmasına izin verilmesi (ilk ve umarım son’dur)

12 Temmuz Salı, denizde simit ile yüzerken (!) uyuyakalma

13 Temmuz Çarşamba, Enis Bora nane likörünü çok sevdi, dakikalarca yalandı ve daha çok vermiyoruz diye bize kızdı

14 Temmuz Perşembe merdivenlerin ilk 5 basamağını tek başına tırmanma (ne yazık ki, sonucu görebildik, nasıl yaptığını yani süreci yakalayamadık)

14 Temmuz Perşembe, neredeyse itiraz etmeden kuma oturma ve kumla oynama hatta kumun tadına bakma.

Reklamlar

4 Yanıt

  1. Baharcım,
    Enis Bora kuzusunun mama sandalyesi, deniz simidi vb bilumum yerlerde uyuyakalmasına hastayım! 🙂
    Ece de çimlerden korkuyor bu arada, çok komik, elleri değmesin diye yapmadığını bırakmıyor.
    İyi tatiller canım…

    • Feyzacım, sorma sorma, uykusu geldi mi, herşey vız geliyor ona…denizde uyuduğunu gören tüm sahil halkı yarıldı tabii:)
      Ay evet elleri değmesin dimi? Hatta tek ayak değsin:)

  2. Ay cok sirin bir velet. Ama butun cocuklar ilk basta cimen, kum ve denizden korkuyor hiiic uzulme. Opuyorum 🙂

    • Öyle mi? Tüm çocuklar korkuyor mu? Keşke bilseydim:( BEn de sadece bizimki böyle diye bayağı endişeliydim, neyseki mutlu sona ulaştık:)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: