Oyun grubu

Hep aklımdaydı meleğimi bir oyun grubuna kaydettirmek. Ama bir türlü fırsat olmamıştı. Bu tip gruplar haftasonları olduğu için ve allahın emri her haftasonu bir aktivitede olduğumuz için hep ertelemiştim. Bir diğer taraftan da çevremizdeki oyun gruplarını genellikle aşırı sosyetik buluyordum ve kendimi(zi) o resime ait olarak da göremiyordum. Özetle uygun zaman ve uygun oyun grubu hiç denk gelmemişti bugüne kadar… 

Bir diğer etken de Hamiyo abbamızdı. Kendisi işe başlamadan önce köpekten korktuğu için Enis Bora’yı parka götüremeyeceğini belirtmişti. Çok üzülmüştüm ama yapacak birşey yoktu. Bu eksikliği işten eve gelince ya da haftasonları kapatmaya çalışıyordum. 

Ancak, ne zamanki Boracık büyüdü, ayaklandı, enerji doldu, Hamiyo abbamız Boracığı dışarı çıkarmak istediğini söyledi. Böylece Enis Bora Eylül ayından beri hava çok soğuk ya da yağışlı olmadıkça öğle yemeyini mütakiben hep “atta”ya gitti. Son 1 aydır ise attaya değil “paaka” giderek “kayy” yapıyor ve “bebiş”lerle oynuyor…Öyle çok seviyorki parka gitmeyi, eve dönmek istemiyor ve genelde de kriz çıkarıyor…

Park faaliyeti sayesinde sosyalliği biraz daha artan Boracık için oyun grubu arayışım iyice kafamdan çıkmıştı. Arada bir gaza gelsem de, genel olarak konu kafamda gittikçe grileşiyordu.

Tam da bu esnada karşıma bir fırsat çıktı. Neşe Erberk’in Joyfull House’unda  4 haftalık bir oyun grubu olduğunu öğrendim. Lokasyon da Etiler’de, sessiz gürültüsüz bir sokakta.  Eh bir zahmet biz de gidelim dedik ve böylece 14 Nisan Cumartesi sabah saat 10.00’da anne -oğul yollara düştük.

Kapıdan içeri girer girmez, binaya uzanan 5 basamağı elimi bırakıp kendisi çıkan miniğim, içeride bir ablanın “gel” demesiyle ona doğru yöneldi ve “a” (=aç!) komutunu verdi. Deneyimli abla, montunun önünü açtırmak isteyen miniğimi anladı ve montunun fermuarını açtı. Hemen montunu üstünden tek başına çıkaran Boracık oyun odasına doğru hızlı bir giriş yaptı. Ben ise kapıda hala galoş giyme telaşındaydım.

Miniğim, kendi grubundaki en “yaşlı” minik olarak, odaya girer girmez bir tebessümle herkese baktı, orada bulunduğumuz 1,5 saat boyunca “gonga” öğretmenine (benim de katkılarımla) 2-3 defa sarıldı ve kendisini öptü, bir kız bebeğe “cicciii” yaparken bebeği düşürdü, anlatılan masalları can kulağı ile dinledi, her tür müzik ile tüm maarifetlerini gösterecek şekilde dans etti, kurbağalı banyoya bayıldı, akvaryumu dikkatle inceledi, oyun için hazırlanmış kili bıçakla kesti ve tabii ki en az 20 defa odanın kapısını açıp-kapamak için girişimde bulundu. Her ilk dokunduğu şeye tepki veren miniğimin diğer çocuk ve annelerle birlikte olunca gaza gelip kili ilk andan itibaren ellemesi, onu kesmesi beni de çok rahatlattı doğrusu.

İşte böyle geçti bir anne-çocuk oyun grubu. Keşke bir de fotoğraf çekebilseydim…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: