Disney Show

Bazılarına göre çocuğumu teknolojiden uzak yetiştiriyorum, bazılarına göre ise böyle davranarak çok iyi yapıyorum. Bildiğim bir şey varsa, o da oğlumu “bazıları”nın görüşüne göre değil, kendi bildiğim doğrularla yetiştirme gayretimdir.

İşte tam da bu nedenle, Enis Bora’yı teknolojiden uzak yetiştirme gayretimiz tüm hızıyla devam ediyor. Teknolojiden uzak ne demek? Televizyon yok, laptop – ipad yok, cep telefonu yok. Hem de tam 25 aydır bu teknolojik cihazları büyük oranda oğlumun hayatından uzak tutmayı başardık. Hem anneannemiz hem de bakıcı ablamız da bu kararımı destekleyince, çok da zor olmadı işim açıkçası.

İtiraf etmem gerekirse, Trump Towers’daki Disney Show’una gidilme önerisi geldiğinde çekinmedim değil. Evet, Enis Bora 2-3 defa babasıyla 5 dakika süreyle Yumurcak TV izledi, 3-5 defa I-pad’de oyun oynadı ama hepsi bu. Her bölümü 45 dakika olmak üzere toplam 90 dakika sürecek, ışık, ses ve hareketin bol olduğu bir show’u nasıl olacak da izleyecek? En önemlisi de korkmayacak?!

İşte bu endişeler eşliğinde, 28 Temmuz Cumartesi günü, gayet iddialı bir şekilde önden 5. sırada biletimizi alarak ve kalp çarpıntıları eşliğinde showun sergileneceği alana geldik.

Show başlamadan önce her zamanki gibi oğlum etrafı incelemek ile uzun süre meşgul oldu. En az seviyede hareketlilik, maksimum seviyede şaşkınlıkla geçen dakikaların ardından kocaman perde ağır ağır açıldı. Karşımızda devasa figürler, aşırı bir müzik sesi, bol sis ve ışık.

Enis Bora beni yanıltmayarak 10. dakikada çığlığı bastı. Kendisini kaptığım gibi koltuktan fırladım. Amacım dışarı çıkıp onu sakinleştirmek ve tekrar içeri girmeye ikna etmekti. Tam kapının önüne geldiğimde bu fikirden vazgeçtim. Kucağımda onu sımsıkı tutarak, salonun arkalarına doğru yürüdüm. Bir yandan da ona sürekli olarak sahnede olan bitenleri anlattım. Figürlerin saçlarına, ayakkabılarına, kulaklarına dikkat çektim. Beraber müziğe eşlik edip hafif hafif sallandık. Böylece Enis Bora’cık çok yavaş da olsa rahatlamaya başladı. Dikkatini sahnede olanlarda toplamayı başardı, korku atakları seyrekleşti.

Bu gelişmelerden cesaret alarak, tekrar salondaki eski yerimize doğru ilerledim ve yavaşça boş koltuklardan birine iliştim. Tabii ki Enis Bora durumu fark etti ve boynuma daha da sıkı sarıldı ama gözünü de sahneden ayırmadı. Bir süre sonra koltukta arkama bile yaslanmıştım ve miniğim müziğe benim de yardımımla el çırparak eşlik ediyordu. (Bu esnada babası mı neredeydi? Koltuğunda arkaya doğru kaykılmış, düşler alemine girmişti bile)

Kuzucuk, ilk 45 dk’nın sonlarına doğru tamamen showa alışmış ve rahatlamıştı. Tabii ki ben de:)

İkinci 45 dakikayı ise babasının kucağında pür dikkat izleyen Enis Bora gerçekten zevk aldığına dair sinyaller bile göstermeye başladı. O kadar ki, birkaç hafta sonra showa tekrar gitmek istediğini söyleyerek bizi bir kere daha şaşırttı.

Artık büyümesi ve onunla bir şeyler paylaşmak o kadar keyifli ki, varsın 2 yaş sendromunda olsun!

Reklamlar

2 Yanıt

  1. Bu show damarlarinaisliyor ve ne kadar korksalar da ikinciyi istiyorlar:) ben de istiedim ama:)

  2. […] bir fikirdi: tiyatronun sergileneceği salon çok yakındı, ücretsizdi ve de daha önceden bir show deneyimimiz de […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: