Yeni bir ilk: ateş!

Meleğim bugün tam 26 aylık oldu. İnanılır gibi değil!

Yeni yaşına girerken yeni bir “ilk” de bizi bekliyordu: Enis Bora ateşlendi!

Ne? 26 ayda hiç ateşi çıkmadı mı? Gerçekten mi? Nasıl başardın?

Dediğinizi duyar gibiyim… Bilmiyorum nasıl oldu, ama oldu işte. Bu süre zarfında kaç kere grip olduk, kaç şişe öksürük şurubu bitirdik, inanın ben de bilmiyorum. Ama hiçbirinde ateş olmamıştı.

“Bu ilk deneyim nasıldı?” diye soracak olursanız…

Daha hamileyken aldığım ürünlerden biriydi, kulaktan ateşölçer. Hem de parası önemli değil; en iyisi, en hassası olsun diyerek almıştım. Ama bugüne kadar kullanmamıza gerek kalmamıştı ve son 3-5 aydır Enis Bora’nın oyuncağı haline gelmişti. Her seferinde ben elinden alıp kaldırıyordum, o buluyordu. Sonunda öyle bir saklamışım ki, tam ihtiyacımız olduğu anda tahmin edileceği gibi uzun süre bulamayıp evde dört döndüm.

Hastanelerde özellikle ameliyat olan hastalarda kullanılan dijital ateş ölçeri bulunca önce çok rahatladım. Ama Enis Bora o aleti kesinlikle koltuk altına yerleştirmek istemeyip çılgın gibi ağlamaya başlayınca yine büyük bir panik havası sardı beni. Yoldaki eşime acilen kulaktan ateş ölçer bulması için talimatları verirken, Enis Bora’yı sakinleştirme çabalarım da boşa gitti.

Miniğim o akşam 2 saat boyunca çılgın gibi ağladı. Ne çubuk kraker yemek istedi, ne su içmek, ne dans etmek, ne bisiklete binmek…

Ağlamaktan bitap düşen miniğim kollarımda sızdığında ateşi daha da yükselmiş gibiydi. Uyumadan önce bir ateşdüşürücü ilaç almayı da reddettiği için kendimi çok çaresiz hissettim doğrusu.

Ertesi gün, Enis Bora kendini hastalığa resmen teslim etmişti. Çalışan ve yetiştirilmesi gereken pek çok projesi olan bir anne olarak, oğlumun hastalığını telefonla takip etmek zorundaydım tüm gün.

Eve geldiğimde ise, oğlumun yorgunluğu her halinden belli oluyordu. Her akşam fişek gibi oyun alanından kapıya koşan, kapıyı açan ve bana kocaman sarılan oğlum meydanda yoktu. Sesi pek cılız geliyordu. Kelimeler bile zorlukla seçiliyordu.

Tüm gün yanında olamamış olmanın verdiği üzüntüyle oğlumu alıp beraberce “koyun koyuna” yatağımıza uzandık. Daha ilk dakikalarda oğlumun hırıltılı nefes alış – verişi bir düzene girmişti. Böylece ateşli geçen ikinci gecede oğlum akşam 6’da gece uykusuna başlamıştı bile. Bir ara uyandığında hafif bir şeyler yedi, itiraz etmeden ilacını içti, hala sıcak olan vücudunu rahatlatmak için kısa bir duş aldırdık.

Sonrası, Enis Bora için sabaha kadar süren neredeyse kesintisiz bir uyku. Bizler içinse, 2-3 saatte bir miniğinin vücut sıcaklığını kontrol eden, hep tetikte beklenen bir 8 saat olarak özetlenebilir.

Kuzucum sabah uyandığında; sanki ateşli geçen 36 saat hiç yaşanmamış, 10 saat önce gözünü açıp-kapamaya bile mecali olmayan o değilmiş gibi, zıplayarak yürümeye, taramalı tüfek gibi soru sormaya başlamıştı bile. Bizler ise stresle karışık yorgunluğumuzu, oğlumuzun o canlı havasını görür görmez unuttuk. Anne – baba olmak bu demekmiş:)

Not: Geç de olsa kulaktan ateş ölçme aletini bulduk ama aletin yanlış ölçtüğünü farkettiğimiz için, Enis Bora’nın oyuncak torbasında yerini aldı. Bir daha hiç ihtiyacımızın olmaması dileğiyle…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: